
ortaokul, koltuk ve show tv üçlemesiyle hayatımda bir dönem yer edinen bana basketbolu sevdiren mükemmel çizgi film yada anime. bu çizgi filmi izleyenlerin tsubasa, dragon ball, pokemon gibi çizgi filmleri de izleyip sevmemesi elde değildir, eğer birde üstüne kene yani yabancı adıyla the tick’ i de izlemişse ona gönülden selam ederim.

…
ortaokul zamanlarımız, mahallemizde futbol namına öne çıkan çocuklar olmuştur hep, herkesin dilinde dolaşır, hakkında çok konuşulur, orda burda övülür, adına methiyeler düzülür. işte bende onlardan biriydim, garanti bilgi işlem merkezinin katlı otoparkının yapılışında çalışan amelelerden cengiz abi vardı, takım kurmaya karar vermişti mahallenin gençlerinden. bizim takımdan beni almıştı, üst sokaktan evreni, arka sokaktan zizu mehmeti ve coni cengizi, cami sokağından hacı mehmeti (namı diğer kasabı) almıştı, aşşağı sokaktan sağ kol şenol ve aynalı tahir vardı. serserilerden kurulu aynı zamandada efendi bi takım olmuştuk. halı saha yeni yapılmış reklam yapsın diye sahibi bizi beleşe oynatıyodu takım başkanımız amele cengiz abi sahada nasıl oynayacağımızı anlatıyodu, benim köpeklerden korktuğumdan rottweiler’ını hep ağaca bağlıyodu çünkü yanında olduğumda konsantrem bozuluyodu. her neyse taktiği alıp sahaya çıktığımızda karşımızda duracak rakip olmuyodu yaşları ne olursa olsun. kalede coni cengiz defansta hacıyla aynalı tahir geçit vermiyo, zizu memetse topu öyle bi saklardıki biz bile göremezdik bazen, pası bana atmasıyla evrenle beraber ver kaç yapıp topu kaleyle buluşturmamız saniyenin dilimlerinden sadece bir kaçına tekabül ediyordu. böyle güzel eğlenceli günlerdi, hayatımda hep emniyet kemerim olmuştur, bazen gereksiz yere bile olsa babam, amcamlar, abimler, mahalleden abiler sağolsunlar varolsunlar ama bazı güzel şeylerinde önüne geçiyolar. janer abimde onlardan biriydi bi daha onlarla oynanamamı söylemişti oynarsam azıma sıçacağını şimdi siktirolup gitmemi emretmişti. bende sadık bir köpek gibi uymuştum bu dediğine aradan bi kaç hafta geçti bizimkilerin yüzlerine bakamıyorum görüşemiyorum ama haberlerini alıyorum. yeni bi turnuvaya katılmışlar benim yerimede birini bulmuşlar takım havasından bişey kaybetmemiş felan sonra bi gün balkonda oturup fruko içip çekirdek çitlerken bunları gördüm parkın kapısından çıkarlarken. cengiz abi ellerde cengiz abinin ellerinde ise altın renginde sikindirik bi kupa. o gün okadar pişman oldumki çünkü o sikindirik kupayı bende kaldırmak istemiştim ama olmadı frukomu içmeye devam edip feleğin çemberininde kaderin sillesininde a… sikeyim dedim içimden özendiğim insanlar gibi.

“moralim bozuktu oturdum, sıçıcaktım osurdum” diye başladım yazıya chuck palahniuk’ ten esinlenerek ama ne sıçtım nede ossurdum sadece kapının girişine oturdum. canım sıkkın bi iki abimlerle ünal aysalı, medyayı, galatasaray beşiktaş maçını alaya aldık, güldük felan iyi derken benim can sıkıntım hala geçmedi. bilen bilir can sıkıntısı siker atar adamı, 85 yaşındaki babanneme canım sıkılıyoreee desem evlendirek seni der hem halayda çekerim ölmeden karşılıklı oynarız felan der ama öyle bişey değil işte babanne daha okulum bitmedi askere gitmedim nereye evleniyom adam akıllı ölmeden otur oturduğun yerde der gider bi bardak soğuk suyu babanneme ikram ederim. kahveden benim aldığım uzun tshirtü altında mavi şortuyla milan baroş diye bağırarak geldi yeğenim.
+ baros: nabıyon?
- cantona: sanane.
+ baros: ne demek sanane! saçlarını kestirmişin?
- cantona: seni ilgilendirmez
+ baros: beni ilgilendirir işte abimsin çünkü.
- cantona: baroş hadi eve çık, bu saatte dolaşma.
…yeğenimi üzdüm boş yere diye düşündüm, arkadasından bağırdım. bugün maç varmı lan diye, hemen koşarak geri geldi bugün yok ama yarın chelsea - atletico madrid maçı var dedi. kim yener dedim falcao dedi.


